Seçimle değil, mücadeleyle kazanılır!

Güncel
Görünüm

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler giderek gündem oluyor. Partiler arasında ittifaklar kuruluyor. İttifaklar bozuluyor. Pazarlıklar yapılıyor. Parti merkezlerinde adaylar arasında yarış var. Büyük paralar dönüyor. Aday olabilmeniz için çok paranız olması gerekiyor.

Bir işçinin bu şartlarda aday olması imkansız. Öyleyse, bunca hır gür ne için yapılıyor? İşçi sınıfının, emeklilerin, işsizlerin yaşam koşullarını iyileştirmek için mi? Ya da kentleri, ilçeleri, mahalleleri insanca yaşanılır birer yerleşim yeri yapmak için mi? Parasız ulaşım, sağlık, eğitim için mi?

Kuşkusuz hayır. Seçimlere giren partilerin neredeyse hepsi alacağı belediye başkanlıklarıyla kendi çevrelerini ve yandaşlarını kollayacak. Müteahhitlere, şirketlere, patronlara yeni iş alanları açacaklar.

Elbette bir oyumuz var. İşçi sınıfı bu seçimlerde rantçı, müteahhit partilerine, sermaye partilerine oy vermemelidir. Ancak bu sadece 31 Mart’ta yapılacak bir günlük eylemin hedefi olabilir. Önemsiz değildir kuşkusuz, ama seçimlerin herşey olduğunu söyleyemeyiz.

Bugüne kadar birçok seçim yapıldı ve hiçbirinde işçi sınıfının yaşam seviyesi iyileşmedi, yaşam alanları güzelleşmedi. Zenginleşenler iktidar partileri, onların yandaşları ve müteahhitler oldu.

İşçi sınıfı ve onun tüm bölükleri, işsizler, emekliler sefalete, ağır çalışma koşullarına, parasızlığa mahkum edilmek istemiyorsa, seçimlere bel bağlamamalı. Yoksulluktan kurtulmak için bize seçim tarihlerinden daha fazlası gerekli. Mücadele etmeyi göze alamazsak, sermaye partileri seçimlerde gözboyacılık yaparak hep bizi aldatmanın yolunu bulacaktır.

Asgari ücreti ele alalım: Asgari ücret 2 bin 20 lira oldu diyorlar. Boyalı basın, hükümet yetkilileri, Türk-İş bilerek yalan söylüyor. Oysa kıdem tazminatımıza, mesai paramızın hesabına karşılık gelecek olan asgari ücret net bin 829 liradır. Bu rakamın üzerine 191 lira AGİ (Asgari Geçim İndirimi) ilave edildiğinde rakam 2 bin 20 oluyor.

İşçiler adına Asgari Ücret Komisyonunda yer alan Türk-İş 2 bin liradan aşağı olmaz diyordu ama hiçbir mücadele yürütmeden bin 829 liraya imzayı attı. Lafa geldiğinde esip gürleyen Türk-İş başkanı, Fransa’yla ilgili sorulan soru üzerine “Üç gün sonra bizim ülkemizde

de bunla ilgili ne göreceğimizi, ne kadar gideceğini görürüz görmez miyiz bize bağlı” demişti. Ne oldu bu sözlere?

Türkiye’de 7 milyondan fazla asgari ücretli var ve işçi sınıfının neredeyse yüzde 40’ı asgari ücret alıyor. Asgari ücretin bir tık üstünde ücret alanları da sayarsak bu rakam yüzde 60’a varıyor. Asgari ücret Avrupa’da 2 bin – 2 bin 300 Dolar’dır. Türkiye’de 365 dolar. Üstelik Avrupa ülkelerindeki işçilerin sadece yüzde 5 ile 10’u asgari ücretle çalışıyor.

Türkiye işçi sınıfına reva görülen sefalet ücretini seçimler yoluyla iktidara gelen AKP ile onu destekleyen patronlar uygulamıyor mu? TÜSİAD yeni asgari ücretten memnun olduğunu açıkladı.

Dolar fiyatındaki gerilemeye rağmen bugüne kadar doğalgaz ve elektrikte indirim yapmayan AKP, seçim vesilesiyle gözboyamak için yüzde 10 gibi küçük bir oranda indirimi Ocak ayından sonra yapacağını söylüyor. Peki oyları aldıktan sonra yeniden zamların yapılmayacağının bir güvencesi var mı? Sonuçta seçimler 4 yılda bir yapılacak ve verilen oylar geri alınamayacak. Oyları alanlar ise, zamları yapmayı sürdürecekler.

2018 yılında işçi sınıfı ücretlerini, iş güvencesini ve iş güvenliğini savunabilmek için büyük bedeller ödedi. Bu yazının yazıldığı sırada bile Tariş, Cargill, Flormar, Süperpak, Gülsan, Aygün Alüminyum, Babacanlar Kargo, Köroğlu İnşaat, Tayaş gıda ve BBS Metal, Mamak TOKİ işçileri ve Bartın Amasra Maden işçileri olmak üzere yaklaşık bine yakın işçinin sendikalaşma ve işlerine geri dönme mücadelesi halen sürüyordu. 3. Havalimanı işçilerinin mücadelesi hafızalarımızda.

2018 yılı eylül ayı itibariyle işsizlik oranı yüzde 11.4 olarak gerçekleşti. Resmi işsiz sayısı 3 milyon 750 bine yükseldi. Ara sıra iş bulanları da dahil edersek, işsiz sayısı 6.4 milyon kişidir. İş cinayetlerinde 70’i çocuk 2 bine yakın işçi hayatını kaybetti.

Bunlar her yıl sayıları büyüyen gerçeklerdir. İşçi sınıfı mücadele etmezse başına geleceklerin bugünkü ifadesidir. Hayatımızın seçimler yoluyla düzelmediğinin de göstergesidir.

Öylese bilinçli işçilerin tek parolası, fabrikalarda, işyerlerinde yaşanılır ücret, yaşanılır bir kent, iş güvencesi, herkese iş talebiyle mücadelenin her seviyede örgütlenmesidir. Sefaletten kurtuluşumuzun yolu mücadeleden geçiyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi Aralık 2018, Başyazı

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi