Birleşelim, başka kurtuluş yok!

Güncel
Görünüm

24 Haziran seçimleri, Anadolu Ajansı’nın sandıkların sayımı sürerken seçimin galibini ilan etmesiyle birlikte, seçimler sonuçlandı. Oylar sayıldı mı, sayılmadı mı, itirazlar görüşüldü mü belli değil. Ortada bir galibin ilanı var ve bunu devlet haber ajansının duyurusundan öğrendik.

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra yapılan seçimlerin AKP aleyhine seyretmesi sebebiyle, AKP-MHP ittifakı kurulmuştu. Bu ittifakın aldığı sonuç, tıpkı referandum sonuçları gibi şaibelidir. Ancak bu şaibeyi ortaya çıkartacak ne teknik ne de siyasi bir güç mevcut değildir. Muhalefetin lideri daha sandık sayımı devam ederken tweet atarak yenilgisini kabul etti. Olay gelecek seçimlere kadar kapandı.

Ancak sorunlar bitmedi. İşçiler hangi partiye oy vermiş olursa olsun, ortak sorunlarla boğuşmak, mücadele etmek zorunda. Gerçek budur. Seçimler bittiğine göre, hangi parti kazanırsa kazansın işçi sınıfı birleşerek sorunlarını alt edebilir.

Ücret kayıplarının makası kapanmadı. Asgari ücret yüzde 21 eridi. Bunu kim düzeltecek? Kayıpları kim karşılayacak?

Patronlar, Erdoğan’ın da cesaretlendirmesiyle OHAL’in kendi yararlarına işleyeceğini umarak ‘sıfır zam’ dayatıyor. Barilla, Süpertek işçileri sıfır zamma karşı grevde. Grevlerle kim dayanışma gösterecek?

Şeker fabrikaları başta olmak üzere özelleştirilen işyerlerinden işçi çıkışı sürüyor. AKP ve Erdoğan’ın en yüksek oyu aldığı illerden biri olan Erzurum’da, söz verildiği halde şeker işçileri işten çıkartıldı. İşten atılmalara kim dur diyecek?

İş cinayetlerine karşı yargı adil kararlar vermiyor. Soma Davası bunun son örneği oldu. Adaleti kim sağlayacak?

Ücretlerini korumak için sendikalaşan işçiler işten atılırken, işyerleri iflas edip kapanırken bu işçilere kim sahip çıkacak? Ya da kim sahip çıkıyor? Makro/Uyum Marketlerinde çalışan bin 500 işçinin tazminatı gasp edildi. İşçiler 2 yıldır mücadele ediyor. İşçilerin tazminatlarını, alacaklarını kim alacak, kim ödeyecek?

16 yıllık AKP hükümeti utanmasa, geçmiş uygulamaların sahibi kendisi değilmiş gibi ‘enkaz devraldık’ diyecek.  Kısacası her yönden bir sıkışıklık var. Ekonomik, siyasi, dış politikadaki sıkışıklığın öyle Başkanlık Modeliyle filan çözülecek kadar basit olmadığı görülüyor.

Üstelik Dünya çapında bir ekonomik krizin işaretleri giderek güçleniyor ve Türkiye’de de Dolar karşısında Türk Lirası değer kaybediyor, satın alma gücü eriyor. Uluslararası dengeler parana göre belirleniyor.

Türkiye ve Dünya’daki gelişmeler içaçıcı değil. Önümüzdeki günlerde işçi sınıfını bekleyen daha fazla refah, daha düşük çalışma saati, daha yüksek ücret değil. Mevcut hakların korunması, geliştirilmesi için ne siyasi iktidardan ne de patronlardan bir beklentimiz olmamalı. Eğer onların bir çözümü olsaydı, önce kendi krizlerini çözerlerdi.

Şimdi işçi sınıfının kendi çözüm yolunu bulma zamanı. Mücadele deneyimlerini öğrenme, bilinçlenme ve örgütlenme zamanı.

İşçi sınıfı arasında savunma mücadelelerini örgütleme, işçi mücadelelerini birleştirme ve işçciler arasında seçim döneminden kalan ayrılıklara son verme zamanıdır. İşçi sınıfının birliğe, mücadele ihtiyacı vardır.

Burjuva partileri arasında şucu, bucu diye bölünmek yerine kaybettiğimiz hakları almak, mecvutları savunmak ve yeni haklar elde etmek üzere birleşme zamanıdır.

Çare ne iktidarda, ne patronlarda ne de sözde muhalefet partilenrindedir. Çare yalnızca işçilerin birliği ve mücadelesindedir. Bu, dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak! Öyleyse, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

İşçilerin Sesi Gazetesi Temmuz 2018, Baş Yazı

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi