MESS karşısında başarılı olmak için Türk Metal'i aşmak zorundayız!

Mücadele
Görünüm

Bugün Türk Metal Sendikası MESS'in çağrısıyla saat 17.00'de görüşme masasına oturdu. Sendika yöneticileri saat 15.00'de başkanlar kurulu yaptı. Şubeleri, işçilerden habersiz imzalayacakları sözleşmeye hazırlanın diye uyarmış olmalılar.

Türk Metal yönetimine güvenmemiz için hiçbir somut neden bulunmuyor.

MESS ile görüşmede sendikacıların sözleşmeyi imzalayacağına dair genel bir kanı hakim. Eğer böyle olursa, 2015'deki tepkilerin benzerlerini görecekmiyiz, zaman gösterecek.

130 bin işçi (186 işyeri) 30 milyar dolarlık katma değer yaratıyor, metal sanayisinin satışlarının yarısını, imalat sanayi ihracatının da yüzde 39'unu gerçekleştiriyor. Hem metal işçileri hem de işçi sınıfı için sonuçları son derece önemli bir toplu sözleşme süreciyle karşı karşıyayız.

Türk Metal 130 bin metal işçisinin büyük çoğunluğunu (115 bin civarında) temsil ediyor. Diğer iki sendika da 15 bin işçiyi. Üç sendika 'ortak' açıklama yaptılar ama MESS ile ayrı ayrı görüşüyorlar.

19 Ocak'ta Türk Metal Bursa mitingiyle bir gövde gösterisi yaptı. MESS de 'lokavt' ilan etti. Sanki aralarında büyük bir mücadele varmış, sıkı bir pazarlık yürütüyorlarmış gibi bir hava doğdu. Gerçeğin bu olmadığını herkes biliyor.

Birleşik Metal İş işyerlerinde eylemde, grev kararında ısrarcı görünüyor ve bu da Türk Metal tabanı üzerinde baskı oluşturuyor. Fakat Türk Metal'den sayıca çok az işçiyi temsil ediyorlar (11 bin). Öz Çelik İş yönetiminin ise, grupta esamesi bile okunmuyor. Dolayısıyla MESS'in Türk Metal'le anlaşması grup sözleşmesini belirliyor.

Bugüne kadar sözleşmenin kaderini Türk Metal belirledi ancak geçen dönemlerde Birleşik Metal'in ısrarcılığıyla aldığı kimi haklar işçilerin Türk Metal'den istifasına yol açmıştı. 2015'te Türk Metal'den istifa eden işçi sayısı 40 bindi ve bu sayı Birleşik Metal İş'in üye sayısı kadardır. İşçiler Birleşik Metal'e üye olmadılar, üye olanlar da (Renault gibi) burada kalmayıp yeniden Türk Metal'e geri dönmek zorunda kaldılar. Öncüler işten atıldı veya işten ayrıldı...

Bugün durum ne olur?

Türk Metal tabanı özellikle de 2015'de öne çıkan işyerlerinin işçileri (Renault, Ford otomobil gibi), geçici iş durdurma eylemleri yaptılar. Bu dönemde işçinin beklentisinin yüksek olduğunu, ücretlerin yetersiz kaldığını herkes biliyor. Hükümetin TÜİK eliyle enflasyon rakamları üzerinde oynanmış olması, gerçekten düşük göstermesi toplusözleşme sürecini geren bir etken haline geldi.

Süreci işçiler sendikaları eliyle takip ediyorlar ve süreç üzerinde belirleyici değiller. Ancak sonuçlarına tepki göstermekle sınırlı kalıyorlar. Bu dönem de süreçte sendika yönetimleri belirleyici olacak ve işçinin sürece dahil olma imkanı, gerektiğinde MESS'e ve sendika yönetimine tutum alma kanalları bulunmuyor. Bu nedenle de sürece hakim olan işçiler değil. Bu da sözleşmeleri beklentinin altında kalmaya, işçinin öfkeyle sendikadan istifa edip tepki göstermesine pek az işyerinde ise Renault gibi örgütlenmelere yol açıyor.

2015 Renault işçi mücadele deneyimini fabrikalara taşıyacak ve bu örgütlenmeyi işyerlerinde örecek bir işçi örgütlenmesi en büyük eksiklik. Bu eksikliğin giderilmesinde sosyalist hareketin maalesef hiçbir katkısı yok. İşçi sınıfına ilgisi, teması ya hiç yok ya da sınıfla ilişki kurma biçimi sendikalar üzerinden. Bu da bağımsız bir işçi örgütlenmesini oluşturmaya imkan vermiyor.

Bu süreçte umudumuz işçilerin kendi deneyimlerinden yola çıkarak bağımsız komitelerini kurarak sürece müdahale edecek bir yapıyı inşa etmeleridir. Eğer böyle bir aşağıdan inisiyatif olmazsa, toplu sözleşmede işçi beklentilerinin gerçekleşme ihtimali yok denecek kadar azdır. Ya da sendikal rekabetin sınırlarında kalacaktır.

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi